MATRIX BİLİMİ
7/8/2008
Odanızın penceresinden dışarıdaki manzarayı seyrettiÄŸinizde, hayatınız boyunca aldığınız telkinden dolayı, bu manzarayı gözlerinizle gördüÄŸünüzü zannedersiniz. Oysa gerçek böyle deÄŸildir. Çünkü siz gözlerinizle dışarıdaki bir manzarayı görmezsiniz. Siz, beyninizin içinde oluÅŸan manzaraya ait görüntüyü görürsünüz. Bu bir tahmin ya da bir felsefe deÄŸil, bilimsel bir gerçektir.
Görme olayının nasıl gerçekleÅŸtiÄŸi hatırlandığında bu konu daha açık olarak anlaşılacaktır. Göz, sadece, kendisine ulaÅŸan ışığı, retinasındaki hücreler sayesinde elektrik sinyaline çevirmekle görevlidir. Bu elektrik sinyali ise, beyninizdeki görme merkezinize ulaşır. Daha sonra bu elektrik sinyalleri, pencerenizden gördüÄŸünüz manzaranın görüntüsünü oluÅŸtururlar. Sonuç olarak, görüntünün oluÅŸtuÄŸu yer beyninizdir.
Ve siz beyninizin içindeki manzarayı görürsünüz, evininizin dışındaki manzarayı deÄŸil. ÖrneÄŸin aÅŸağıdaki resimde, pencereden bakan insanın gözüne dışarıdan "ışık" ulaÅŸmaktadır. Bu ışık, gözdeki hücreler tarafından elektrik sinyaline dönüÅŸtürülerek, bu insanın beyninin arka kısmında yer alan küçücük görme merkezine gelir. Ve bu elektrik sinyalleri, beyinde bir manzara görüntüsü oluÅŸturur. Gerçekte, beynimizin içi açılsa, burada bu manzaraya ait bir görüntü bulamayız. Ancak, beynimizin içindeki bir ÅŸuur, beyne gelen elektrik sinyallerini manzara olarak algılar. Peki beynin içinde, gözü, göz hücreleri, retinası olmadan, elektrik sinyallerini bir manzara olarak algılayan ÅŸuur nedir, kime aittir?
Aynı durum okumakta olduÄŸunuz bir kitap için de geçerlidir. Gözlerinize gelen ışığın elektrik sinyallerine çevrilerek beyninize ulaÅŸması sonucunda, beyninizde bu kitabın görüntüsü oluÅŸur. Yani kitap sizin dışınızda deÄŸil, içinizde, beyninizin arka kısmındaki görme merkezinizdedir. Belki kitabın sertliÄŸini elinizde hissediyor olduÄŸunuz için kitabı dışınızda zannedebilirsiniz. Oysa, bu sertlik hissi de aynı görme algısında olduÄŸu gibi beyninizde meydana gelmektedir. Parmak uçlarınızdaki sinirler uyarıldığında, bu uyarı elektriksel bir bilgiye dönüÅŸerek, bu kez beyninizdeki dokunma merkezinize ulaşır. Ve siz beyninizde herhangi kitaba dokunduÄŸunuza ve onun sertliÄŸini, sayfalarının kayganlığını, kapağındaki kabartmaları, kağıt kenarlarının keskinliÄŸini algıladığınıza dair hislere sahip olursunuz.
Gerçekte ise, hiçbir zaman bu kitabın aslına dokunamazsınız. DokunduÄŸunuzu sandığınızda, aslında beyninizin içindeki dokunma hissini algılarsınız. Üstelik bu kitap, bir madde olarak sizin beyninizin dışında var mıdır, bunu da bilemezsiniz. Siz sadece beyninizde oluÅŸan kitap görüntüsü ile muhatap olabilirsiniz. Bu kitabın bir yazar tarafından yazılmış olması, bir bilgisayarda sayfa düzeninin yapılmış olması veya bir matbaada basılmış olması sizi yanıltmasın. Çünkü birazdan anlatılacaklar, bu kitabın her aÅŸamasında yer alan insanların, matbaanın, bilgisayarların gerçekte, sizin beyninizde oluÅŸan görüntüler olduÄŸunu ve asıllarının dışarıda olup olmadığını asla bilemeyeceÄŸinizi size gösterecektir.
Sonuç olarak, biz gördüÄŸümüz, dokunduÄŸumuz, duyduÄŸumuz herÅŸeyi beynimizin içinde yaÅŸarız. Bu teknik bir gerçektir ve bilimsel deliller neticesinde itiraza veya tartışmaya açık bir konu deÄŸildir. YaÅŸadığımız dünyaya ait her türlü niteliÄŸi, her özelliÄŸi ve bildiÄŸimiz herÅŸeyi duyu organlarımız aracılığıyla öÄŸreniriz. Duyu organlarımız aracılığı ile bize ulaÅŸan bilgiler, bir dizi iÅŸlem sonucunda elektrik sinyallerine dönüÅŸür ve bu sinyaller beynimizin ilgili noktalarında yorumlanır. Beynimizin bu yorumları sonucunda biz örneÄŸin bir kitap görürüz, çileÄŸin tadını alırız, ıhlamur aÄŸaçlarını koklar, ipek bir kumaşın dokusunu bilir veya rüzgarda sallanan yaprakların hışırtısını duyabiliriz.
Aldığımız telkinle, hep bedenimizin dışındaki kumaÅŸa dokunduÄŸumuzu, bizden 30 cm uzaklıktaki kitabı okuduÄŸumuzu, metrelerce uzaktaki ıhlamur aÄŸaçlarının kokusunu aldığımızı ve çok yükseklerdeki yaprakların hışırtısını duyduÄŸumuzu zannederiz. Oysa, bu saydıklarımızın hepsi bizim içimizde gerçekleÅŸen olaylardır. Kitabın görüntüsünden yaprakların hışırtısına kadar herÅŸey içimizde, beynimizde meydana gelir
noktada ÅŸaşırtıcı bir gerçekle daha karşılaşırız: Beynimizde, gerçekte ne renkler, ne sesler, ne de görüntüler vardır. Beynimizde bulabileceÄŸiniz tek ÅŸey elektrik sinyalleridir. Bu, felsefi bir görüÅŸ deÄŸildir; algılarımızın iÅŸleyiÅŸi ile ilgili bilimsel bir açıklamadır. ÖrneÄŸin Mapping The Mind (Zihnin Haritasını Çıkarmak) isimli kitabında bilim yazarı Rita Carter, dünyayı nasıl algıladığımızı ÅŸöyle açıklar:
Her bir duyu organı kendine uygun uyarıya cevap verecek ÅŸekilde yaratılmıştır. Bu uyarılar ise, moleküller, dalgalar veya titreÅŸimler ÅŸeklindedir. Tüm bu çeÅŸitliliklerine raÄŸmen duyu organları temelde aynı görevi görürler: kendilerine özgü uyarıları elektrik sinyallerine dönüÅŸtürürler. Bir uyarı ise sadece bir uyarıdır. Kırmızı renk deÄŸildir, veya Beethoven'ın BeÅŸinci Senfonisinin ilk notası deÄŸildir - sadece bir elektrik enerjisidir. Aslında, bir duyuyu diÄŸerlerinden farklı hale getirmek yerine, duyu organları hepsini benzer hale, yani elektrik sinyallerine dönüÅŸtürürler.
Öyle ise, tüm duyulara iliÅŸkin uyarılar, birbirinden tamamen farksız bir formda beyine elektrik akımları ÅŸeklinde girerler ve buradaki sinir hücrelerini uyarırlar. Tüm olan budur. Bu elektrik sinyallerini tekrar ışık dalgalarına veya moleküllere dönüÅŸtüren bir geri dönüÅŸüm sistemi yoktur. Bir elektrik akımının görüntüye ve bir diÄŸerinin kokuya dönüÅŸmesi ise, bu elektrik akımının hangi sinir hücrelerini etkilediÄŸine baÄŸlıdır.1
Yukarıdaki açıklamalar çok önemli bir konuya dikkat çekmektedir: Bizim dünya hakkında algıladığımız tüm hisler, görüntüler, tadlar ve kokular, aslında aynı malzemeden, yani elektrik sinyallerinden meydana gelmektedirler. Elektrik sinyallerini bizim için anlamlı hale getiren, bu sinyalleri koku, tat, görüntü, ses veya dokunma olarak yorumlayan ise beyindir. Beyin gibi ıslak bir etten oluÅŸan bir maddenin, hangi elektrik sinyalini koku, hangisini görüntü olarak yorumlayacağını bilmesi, aynı malzemeden birbirinden çok farklı duyular ve hisler meydana getirmesi ise büyük bir mucizedir.
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
2 yorum yazılmıştır.
2008-08-16 22:28:00 - kandil
Yazan: cocukalemiSEVGİLİ ARKADAŞIM KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN
Bağlantı - -
2008-08-09 12:11:03 - MuhteÅŸem sitelerrr!!!
Yazan: yaratilisdelilleriArkadaşım alttaki linkte super siteler var.Bilim,din,evrim içerikli 70 kadar site...Yazının konusu olan "maddenin gerçeği" konusunda da site var.Umarım hepimize yararlı olur.
http://imanisiteler.com/
Bağlantı - -